27 Nisan 2018
  • İstanbul20°C
  • Ankara16°C

EN HAKİKİ REÇETE

Dr. Hakan Çınar

07 Nisan 2018 Cumartesi 16:04

Geçen haftaki yazıma TAV Başkanı Sani Şener’in Ekonomi Zirvesi’nde anlattığı reçeteye dair fıkra ile başlamış, ekonomik reçetelere sözü bağlamış ve asıl reçeteyi bu yazıma sakladığımı belirtmiştim. Sözümde durayım, ülkemizdeki gelişmeler ışığında yapılabileceklere bir göz atalım isterim. Aslında son dönemde ekonomide rahatlama yaratma adına pek çok tedbirin alınmaya çalıştığını görüyor ve birlikte izliyoruz. Bunlara da değinmeye çalışacağım. Ancak reçete için önereceğim, dövize bağlı işlemler yapılması gerekliliği ve bunun için de yurtdışında büyüme gerekliliğini, az önce Bloomberg HT’de konuk olan KPMG partnerlerinden Hande Şenova’nın da dile getirdiğine şahit oldum. Türkiye’deki markaların yurtdışında büyüme ve marka değerini yükseltmeye yönelik girişimleri son derece umutlandırıcı ve sevindirici. Ancak çabalar yeterli mi, burası elbette tartışmaya açık.

Gündeme bir göz atarak başlamak aslında reçeteyi anlamak için de daha yararlı olacak. Dünyaya baktığımızda, özellikle ekonomiyi etkileyen unsurların başında, ABD ile Çin arasında devam eden ticaret savaşının geldiğini söylemek mümkün. Türkiye'nin ihracat ve ithalat toplamının Gayri Safi Hasıla’daki toplam oranı yüzde 49,3’ler seviyesinde. 2015'te dünya ortalamasının yüzde 90,6 olduğu düşünüldüğünde, Başbakan Yardımcısı Sn.Mehmet Şimşek’in de belirttiği gibi, olası bir ticaret savaşının Türkiye'ye etkileri sınırlı olacaktır. Ancak hiç etkilemez demek de doğru değil, bakın dolar rekor üzerine rekor kırmayı sürdürüyor bugün itibarı ile. Bu da demektir ki, dünyadaki değişimler bizim hayatımızı da etkilemekte. Bu arada ABD Başkanı Trump’ın bu konuyu kabul etmediğini de eklemek lazım. Başkan, Çin ile bir ticaret savaşı içinde olunmadığını yılda 500 milyar dolar ticaret açığı verildiğinden ve 300 milyar dolarlık fikri mülkiyet hakkı hırsızlığı yaşandığından söz ederek, bu konunun devam etmesine izin vermeyeceğini belirtmesi, aslında bu savaşın daha uzun süre devam edeceğini işaret ediyor. Bu da demektir ki, dövizdeki hareketlilik uzun süre devam edecek. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Mart ayına ait TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi rakamları açıklandı. Reel efektif döviz kuru, bir önceki ay seviyesi olan 84.95'ten yüzde 1.8 düşüşle 83.42 seviyesine geriledi. Böylece, endeks tarihinin en düşük seviyesine gelinmiş oldu. Diğer bir deyişle TL’nin geldiği nokta yukarıda da bahsettiğim gibi, dövizin yükselmesi ile tarihin en düşük seviyelerine ulaşmış oldu. Bir yandan faizlerin de yükseldiğini de elbette unutmamak gerekiyor. İş dünyasına tüm bu konularda temkinli olmalarını şiddetle öneriyorum.

Öte yandan KOBİ’lere yönelik olarak sağlanan, uzun vadeli ve düşük faizli kredilerin de piyasada belirli bir rahatlama sağlayacağına işaret ederek, bu imkandan yararlanmalarını da öneriyorum. Son dönemde KOBİ’lere yönelik gerek iç piyasa gerekse ihracata ilişkin faaliyetlerine dair önemli destekler sağlanmaya çalışılması da bir hayli sevindirici.

Ancak, işte bu ancak aslında ana önerimi oluşturuyor. Firmaların döviz riskini azaltabilecekleri, mümkün olan en üst düzeyde etkilenebilmeleri aslında yine yolu ihracata çıkartıyor. Markaların yurtdışında büyümeye çalışarak, dövize bağlı bir yaşam sürmeleri artık gitgide kaçınılmaz hal alıyor. Sakın ola Türk Lirası’na karşı olduğum düşünülmesin, ihracatçılarımızın kullandıkları hammaddelerin ağırlıklı döviz bazında olması bunu zorunlu kılmakta. Ve elbette yine katma değeri yüksek ürünleri üretmeye ve ihraç etmeye yönelmemizin de bir kez daha altını çizerek, asıl ilacın bu olduğunu belirterek de sözlerimi tamamlamak isterim.

Önümüzdeki yazımdan itibaren, yine dış ticaret ve lojistik maliyetlerine ilişkin bazı önerilerim olacağını ve dış ticaretçilerin karlılığına yönelik yol gösterimlerinde bulunacağımı belirterek, noktayı koyuyorum. Eximbank sigortası, factoringin yararları gibi pek çok yarar sağlayan noktaları göz ardı etmemek gerekiyor. Ne de olsa ana reçetenin ihracat olduğunu düşününce, en doğrusunun da bu olacağını düşünüyorum.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.