18 Ağustos 2019
  • İstanbul26°C
  • Ankara22°C

ENERJİ SAVAŞLARI 1

Sabri Ergenecoşar

01 Haziran 2019 Cumartesi 17:27

Günümüzde enerji gelişen uygarlık için vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Bu sebeple enerji jeopolitiği ve enerji güvenliği kavramları tüm dünya ulusları için büyük önem taşımaktadır.

Artık dünya’nın lideri enerji konusunda lider kim ise o dur. ABD yıllardır petrol rezervlerini kontrol altında tutarak Dünya lideri olmuştu. Dünya daki savaşlar enerji yatakları olan Petrol-doğalgaz- ve diğer enerji kaynakları olan ülkelerde yaşanmaktadır. Bir çok siyasi veya ülkeler arası krizlerin arka bahçesinde enerji sorunu yatmaktadır. unutulmamalıdır ki ENERJİ YE HÜKMEDEN DÜNYAYA HÜKMEDER.

AB Enerji kaynakları açsından üçte bir oranında Rusya'ya bağımlıdır. AB’nin enerji ithal ettiği başlıca kaynakları Rusya, BDT ülkeleri, OPEC üyesi ülkeler ve Basra Körfezi, Kuzey Afrika ülkeleridir. Fakat ciddi bir bölümünü OPEC üyesi ülkelerden ve bu kartel içinde yer alan Ortadoğu ülkelerinden yapmaktadır.

 AB'nin artan doğalgaz talebi ve 2030 yılında %80'e ulaşabilecek olan bağımlılığı bu konuda önlem almasını gerekli kılmaktadır. Bu durum ve AB'nin almaya çalışacağı önlemler bölgedeki enerji savaşlarında büyük önem arz etmektedir. Bir ülkeye enerji kaynakları yönünden aşırı bağımlı olmanın AB’nin enerji güvenliğine olumsuz etkileri ortaya çıkmaktadır.

Dünyanın en büyük enerji ihracatını yapan Rusya ve diğer taraftan en büyük ithalatçısı AB, ister istemez bu ilişki ikili anlaşmalar ve bir birine koşulsuz bağlılık getirmekle beraber bu ilişkide mutlu olmayan bir taraf daha var oda AB nin içinde ki çoğu üye ülkelerdir.

AB de Enerji tüketiminin her geçen gün artması ve yerli üretimin bu tüketime cevap veremez durumda olması AB’nin enerji ihtiyacını endişe verici seviyeye getirmektedir. Önceleri Orta Doğu’nun istikrarsız yapısına karşın alternatif kaynaklara yönelme ihtiyacı duyan AB, bu ihtiyaçtan dolayı zamanla Rusya’ya alternatif bir gözle bakmaya başlamış ve gerek diplomasi gerekse de yardım programları gibi yollarla enerji güvenliğini Rusya ile sağlamaya yoluna gitmiştir. Bu durumda AB liderleri Rusya'ya olan enerji bağımlılıklarını azaltmaktan söz ettiklerinde Rusya'nın bu kararı dikkate almama lüksü gibi bir durum söz konusu olamaz.

Yaşanan ilk Ukrayna krizini anımsayalım, 2006 yılında yaşanmıştı. 2006 Rusya-Ukrayna krizi AB’nin enerji arz güvenliği sorununun ne kadar ciddi olduğunu göstermesi açısından çok önemli bir tarihtir. Rusya, Ukrayna'yı Avrupa'ya gönderilen doğalgazı çalmakla itham etmiş ve buna karşılık Ukrayna ise Rusya'nın Avrupa'ya doğalgaz akışını kasten kestiğini öne sürmüştür. bu kriz sadece Ukrayna’yı değil birçok Avrupa ülkesini de etkilemiştir. AB bu kriz sonrasında alternatif enerji kaynakları konusunda daha aktif çalışmalar yapmaya başlanmıştır.

2006 yılında ki 1 nci Ukrayna krizinde enerjisi kesilen AB durumun tehlikesini fark etti. İleride yaşanacak bir 3 dünya savaşı veya buna benzer bir durumda Rusya’nın veya Rusya üzerinden gelen enerji hattının geçtiği ülkelerden bir tanesinin musluğu kapatma ihtimali, bu ihtimalle enerji sevkiyatında güvenilir bir güvenli hat için kolları sıvayan AB ikinci bir sorunu ABD tarafından kulağına fısıldamasıyla işleri daha hızlandırmak için alternatifler aramaya başladı. Peki bu Kulağına gelen fısıltı neydi?

Rusya’nın askeri gücünü toparlamasıyla alakalıydı. Soğuk savaştan bitap düşen Rusya artık sorun teşkil etmiyordu. Ellerinde ki askeri malzeme eski, teknoloji eski, askeri olarak da pek fazla eski gücü yoktu. Bu bir çok ülkenin Rusya’nın toparlanamayacağı konusunda hem fikir olduğu bir konuydu ama Rusya enerji konusunda yapmış olduğu atılım ve Almanya sayesinde AB ile yaptığı bu enerji ihracatı ile Eski teknolojilerini yenilemeye ve eski askeri gücünü toparlamaya başladı.

Rusyanın askeri güç sıralamasında Dünyada 2'nci konumda ve bu gücü kazanmasında ki en büyük yardımcısı Enerji İhracaatından kazandığı paradan sağlamıştır. Evet AB bunu geç fark etmiş ama kendi içinde ki en çok enerjiyi kullanan ve AB söz geçiren Almanya karşısında hep sessiz kalmıştı. Bu 2006 yılında yaşanan kriz ile ilk adımı attılar ve kendilerine üye olan ülkelerin başka bir ülke ile anlaşma yapmadan önce AB nin onayından geçirmeleri konusunda bir yaptırım uyguladılar. Ama buna rağmen Almanya kendi başına işler yapmaya devam etti nasıl mı? burada bir parantez açmalıyız. Avrupada ki enerji tekkelerinin sahibi Rusya ya ait olan GAZPROM ve bu şirket Almanya nın enerji şirketleri ile bir çok yatırım yapmakta, AB nin arka bahçesin de Almanya ile Rusya o kadar sıkı fıkı ki bu ilişki AB’nin Rusya karşısında elini kolunu bağlamaktatır. Rus devletinin yüzde 50’den fazlasına sahip olduğu Gazprom ve yakın zamanda Rus devletinin en önemli enerji şirketi olan Rosneft şirketinin Avrupa ve Orta Asya’da yapmış olduğu yatırımlar göz önüne alındığında doğal kaynak milliyetçiliğinin Asya ve Avrupa bölgelerinin jeopolitiğinin enerji güvenliğinde ne kadar önemli olduğu görülebilir.

AB ve Rusya’nın ticaret ve enerji alanlarındaki karşılıklı bağımlılıkları tarafları birbirleriyle birçok alanda işbirliği yapmaya mecbur kılmaktadır. Almanya bu konuda Rusya ile çok daha fazla işbirliği yapmakta bunun sebebi ise Almanya’nın AB  deki en fazla enerji tüketimini yapan ülke konumunda olmasıdır. Almanya ve Rusya arasında ki bu ilişki de ki diğer sorunun da, en büyük geliri enerji ithalatından yapan ve bu gelen para ile eski gücüne kavuşan Rusya’nın bu para ile silah ve askeri ye olan yatırımlarını Almanya ve AB nin görmezden gelmesidir.

Aslında Almanya Rusya ile yaptığı ikili anlaşmalarla bu teknolojik gelişmeyi de çok yakından takip edebilmekteydi. Ama zaman Win Win yani kazan kazan zamanıydı.

Enerji savaşlarında oynanan oyunlar ve Türkiye'nin S400 füze konularının arkasında yatan kriz enerji savaşlarından mı kaynaklı?

diğer yazımızda devamı gelecek...

Ramazan Bayramınız Kutlu olsun...

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.