11 Aralık 2018
  • İstanbul8°C
  • Ankara4°C

TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR?

Sabri Ergenecoşar

18 Mart 2018 Pazar 10:01

Yabancı yatırımcı son on yılda yarı yarıya düşerken, yerli işletmelerimiz ayakta kalabilmek için banka kredilerine başvuruyor. Kredi garanti fonu vermiş olduğu kredilerde en yüksek seviyeye ulaştı. Enflasyon canavarı Türkiye’nin üzerinde bir karabulut gibi dolaşmaya yeniden kendini hatırlatmaya devam ediyor. Türkiye büyüme hızında diğer ülkeleri geride bırakırken vatandaşın cebindeki parada aynı büyüme hızı gibi hızlıca erimeye ve yok olmaya mahkum kalıyor.

Türkiye’de yıllardır bir özelleştirme sevdalısı gibi önüne gelen tüm kamu ve fabrikaları tek tek veya topluca ekonomik olarak sıkışıklığa geldiğinde özelleştirme yoluna gidiyor. Şuan da durum çok farklı değil şimdide sırada şeker fabrikaları var hükümetin gündeminde, hatta hükümete yakınlığı ile bilinen bir televizyonda bu özelleştirmeler sayesinde Türkiye deki şeker hastalığının yüzde 20 küçüleceği bile haber yapıldı. Vatandaşın seker hastalığını şeker tüketiminden kaynaklandığı vurgusuyla (şeker hastalığı fazla tüketilen şeker ile ilgili değildir) bu özelleştirmenin ne kadar doğru bir karar olduğu konusunda kamuoyu oluşturmaya çalıştıkları ve halkı cahil olarak gördükleri maalesef haberin en gerçek olgusuydu.

Peki bu özelleştirmeler gerçekten işe yarıyor mu? Kısa va da belki hükümetin eline toplu para geçiyor (tabii bu da yapılan anlaşma detaylarına bağlı bazı anlaşmalarda ödemeler taksit taksit alınıyor) hükümetin cebine giren para bir nebze de olsa ekonomiyi canlı tutuyor ve kriz çok fazla etki etmiyor gibi gözüküyor. Eskilerin bir atasözü vardır. “Hazıra dağ dayanmaz” diye umarım bizim elimizde ilerde sırtımızı dayacak bir dağ veya gölgesinde oturacağımız bir ağaç kalır.

Küçük orta işletmeler kredi garanti fonundan çektikleri kredilerle ve hükümetin yapmış olduğu vergi müafiyeti sayesinde 2017 yi yüzde 11,7 büyüme ile kapattılar ama cari açıkta büyümeye devam ederek 2016 yılının sonunda 33,7 milyar dolar olan cari açık şuan 44 milyar doları aşmış bulunmaktadır.

Aslında durum biraz daha kötü olabilir.  Şuan Türkiye 2 senedir OHAL ile yönetilmektedir. Kulağımıza gelen bazı spekülasyonlarda iflas eşiğinde olan ama OHAL yüzünden iflas veremeyen büyük işletmelerin OHAL kalkar kalmaz iflas vererek büyük sayıda personel azaltma yoluna gideceği üzerineydi. Hükümetimiz bu konuda da yaptığı çalışmalarda bunun önüne geçecek bazı kararlar aldı. İflas vermek isteyen firmalara kayyum atanarak iflas 2 seneye yayacak karar yakın zamanda onaylandı. Böylece Türkiye işsizlik enflasyonuna düşmeden krizi doğru bir şekilde yönetme çabalarına bir yenisini daha ekledi.

2017 yılında büyüme kaydeden Türkiye, Ekonomistlerin ön görüşüne göre 2018 yılında hedeflerinin biraz altında büyüme gerçekleştirecek. Yılın başında çok ani kararlar vermemekle beraber Ekonomistleri tekrar yanıltmanın peşinde olacak hükümet sayesinde Türkiye’nin yine hızla büyüme kaydedeceği ve aynı şekilde vatandaşın cebindeki paranın da eriyeceği bir yıl geçireceğimizden hiç şüphem yok.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.